Sıcacık havada gölde serinlemek isteyen ancak suda yansıyan gölgesinden korktuğu için bir türlü suya atlamaya cesaret edemeyen köpeğin hikayesini duymuşsundur…

Senin de yaşamında isteklerin var;

Belki kendinle barışık, özgüvenli, ilişkileri sağlıklı, ne istediğini bilen biri olmak..

Belki seni rahatsız eden korku yada bağımlıklarından kurtulmak…

Belki yaşamında daha fazla bolluk bereket…

Belki daha fazla beden ve zihin sağlığı…

Belki kayıplarıla başedebilmek, öfkeni üzüntünü stresi huzura dönüştürmek…
Yada yaşam kaliteni arttırmak, kendinin bir üst versiyonunu yaratmak için bambaşka başka bir şey.

Bu isteklerin için niyetlerini sık sık tekrarlıyorsun, afirmasyonlarını buzdolabına, evdeki tüm aynalara renkli kağıtlarla yapıştırıyorsun; ama bir türlü adım atamıyorsun, atsan bile kalıcı etkileri olmuyor.

Ve bunun sebebi, içinden sessizce konuşan bir sesin sana yetersizsin, eksiksin diyerek sürekli seni engellemesi.

Suya atlamaktan korkan köpeğin kendi gölgesinden korktuğu gibi.


Bunlar, farkında olmadan seninle sessizce konuşan negatif bilinçaltı inanç kalıpların.

Elbette, seni destekleyen inanç kalıpların da var, ancak ne yazık ki çoğu inanç kalıbı istediğin değişimi frenleyen veya desteklemeyen yapıda.

Şimdi, sakın kendini suçlama, çünkü bilinçaltı inanç kalıplarımızın çoğunluğu 0-7 yaş arasında oluşuyor.

Bu süreçte çocuk, teta frekansında, yani uyku ve uyanıklık arasındaki hayal dünyasında ne duyarsa, ne deneyimlerse onu gerçek kabul edip bilinçaltına kodluyor.

Örneğin, anne çocuğa ufacık bir sakarlığında “başından büyük işlere kalkışma” diyor ve bu inanç kalıbı bir ömür boyunca kişide özgüveni, girişimciliği engelliyor.

Ya da baba evde oğluna sürekli “para kolay kazanılmaz” diyor ve bunun sonucunda kişi, paranın ancak aşırı çalışmayla kazanılabileceğine inanıyor. Gençliğinde bilinçaltına depolanan tüm inanç kalıpların, yaşamını yönetiyor.

Bunları bilinçli zihnimizle değiştirmek istesek de, bilinçli zihin ve irade bu konuda güçlü olsa da, gün içerisinde sadece %5’lik bir zaman diliminde farkındalık içinde ve şimdide kalabiliyoruz.

Geri kalan %95’lik zaman diliminde zihin sürekli düşünceyle meşgul, yani andan kopmuş, ya geçmişte ya da gelecekte. O zamanda, %95’lik zaman diliminde bilinçaltı otomatik olarak kontrolü ele alıyor.

Sorun, farkındalık içinde kalmadığımız %95’lik süre boyunca bilinçaltımızın, değiştirmek istediğimiz konularda bizim yerimize hareket etmesi.

Peki, bu döngüyü nasıl değiştirebiliriz?

PSYCH-K®️ ile…